Ana içeriğe geç
Avrupa Komisyonu logosu
Avrupa Komisyonu Kıbrıs Temsilciliği

Komisyon Üyeleri Heyeti'nin Kıbrıs Dönem Başkanlığı’na ziyareti vesilesiyle, Başkan von der Leyen’in Başkan Christodoulides ile birlikte yaptığı açıklama

  • Gazete makalesi
  • 15 Ocak 2026
  • Representation in Cyprus
  • 5 dakikalık okuma
Participation of Ursula von der Leyen, President of the European Commission, in the opening of the Cypriot Presidency

Limasol, 15 Ocak 2026

Sevgili Nikos,

Kıbrıs’ta yeniden bulunmak benim için büyük bir mutluluk. Bugün Komisyon Üyeleri Heyeti son derece başarılı bir ziyaret gerçekleştirdi. Ülkeniz, kıtaların ve kültürlerin kesiştiği bir noktada yer alıyor. Bu da Kıbrıslılara diyalog, müzakere ve diplomasi alanlarında benzersiz bir uzmanlık kazandırıyor. Bu nitelikler, 2026 yılının ilk yarısında ortak gündemimize yön verirken belirleyici olacaktır. Böylesi çalkantılı jeopolitik sularda birlikte yol alırken, dönem başkanlığınızın temasının “Dünyaya açık, özerk bir Birlik” olması son derece yerinde. Somut olarak bu tema, bağımsızlığımızı güçlendirecek üç temel başlık üzerinde birlikte çalışacağımız anlamına geliyor. Bunlar: güvenlik ve savunma; rekabetçilik ve karbonsuzlaşma; demokrasi ve ortaklıklar.

İlk vurgulamak istediğim nokta, güvenlik ve savunmadır. Geçtiğimiz yıl, Avrupa düzeyinde savunma konusunda önceki on yıllara kıyasla çok daha fazla ilerleme kaydettik. Beyaz Kitap’ı ve 2030 Hazırlık Yol Haritasını sunduk. Bu Yol Haritasını hayata geçirmek, uygulanmasını sağlamak ve ihtiyaç duyduğumuz kapasite açıklarına yatırım yapmak üzere, Üye Devletlerin savunma alanında 800 milyar Euro’ya kadar kaynak seferber edebilmesini mümkün kıldık. Bu tutara, SAFE programı kapsamında ortak tedarik için öngörülen 150 milyar Euro da dâhildir. Dün, 19 plandan ilk 8’i Komisyon Üyeleri Heyeti tarafından onaylandı. Şimdi, hızlı bir kaynak aktarımının sağlanabilmesi için Konsey’in bu planları gecikmeden onaylaması gerekiyor. Süreç bu hızla ilerlerse, SAFE’nin Komisyon Üyeleri Heyeti’nde sunulmasından kaynakların aktarılmasına kadar geçen sürenin yalnızca bir yıla inmesiyle bir rekor kırmış olacağız. Bu gerçekten etkileyici olur.

Güvenlik ve savunma alanındaki çalışmalarımızla yakından bağlantılı bir diğer konu da Ukrayna. Barış görüşmeleri devam ediyor. Ancak aynı zamanda Rusya, acımasız bombardımanlarını sürdürüyor. İşte bu nedenle, desteğimizi güçlü ve istikrarlı bir şekilde sürdürmemiz gereken bir dönemdeyiz. Böylece Ukrayna’yı hem savaş alanında hem de müzakere masasında güçlü bir konuma getirebiliriz. Dönem başkanlığınız, Konsey ile Parlamento arasında 90 milyar Euro’luk kredi konusunda hızlı bir uzlaşma sağlanmasında kilit bir rol oynayacak. Dün Komisyon Üyeleri Heyeti’nde sunduğumuz mevzuat teklifi ve Aralık ayında Avrupa Birliği Konseyi’nde varılan siyasi mutabakat bu sürecin temelini oluşturuyor. Aynı zamanda, gelecekte varılacak bir barış anlaşmasının refah ve yeniden toparlanma boyutu üzerinde ABD ve diğer ortaklarla birlikte çalışıyoruz. Bu noktada, Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne üyeliğinin taşıdığı merkezi önemi özellikle vurgulamak isterim. Geçmiş deneyimlerimiz, AB’ye katılımın ekonomik büyümeye güçlü bir ivme kazandırdığını açıkça göstermiştir. Polonya bunun somut bir örneğidir: Avrupa Birliği’ne katılımının ardından, Tek Pazar’a erişim sayesinde ekonomisi iki katına çıkmıştır. Dolayısıyla üyelik, hem kendi başına önemli bir güvenlik güvencesi hem de gelecekteki büyüme ve refahın temel itici gücüdür. Bugün ihtiyaçlar son derece büyük. Ancak şimdiye kadarki performansımız da son derece güçlüdür. Avrupa Birliği’nin, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşın son dört yılı boyunca istikrarlı biçimde sağladığı desteğe baktığımızda, bu tutarın savaşın başlangıcından bu yana 193 milyar Euro’ya ulaştığını görüyoruz. Bu kaynağın, Ukrayna’daki yatırımlar için geçerli koşullar altında ve hızlı biçimde ülkeye aktarılmasını sağlamak için oluşturduğumuz araçları kullanabiliriz. Ayrıca, güvenlik ve savunma alanında bugün içinde bulunduğumuz ortamda, dönem başkanlığınız sırasında yeni bir Avrupa güvenlik stratejisi ortaya koymanın zamanı geldiğine karar verdik.

İkinci olarak değinmek istediğim konu, daha rekabetçi bir Avrupa için yürüttüğümüz çalışmalardır. Çünkü ancak ekonomik olarak güçlü olduğumuzda bağımsızlığımızı güvence altına alabiliriz. Söze inovasyonla başlamak istiyorum. Avrupa’nın ayırt edici özelliği, araştırma özgürlüğünün güvence altında olmasıdır. İşte bu nedenle, geçtiğimiz Mayıs ayında Choose Europe programını başlattık. Dönem başkanlığınız sırasında, Mayıs ayındaChoose Europe kapsamında devam niteliğinde bir konferans düzenleyeceğiz. Ekonomimizin merkezinde Tek Pazarımız var. Birlik genelinde yenilikçi şirketleri desteklemek üzere, tek, sade ve anlaşılır kurallara dayanan 28. rejim paketini sunacağız; Avrupa Birliği içinde faaliyet göstermek için tek bir kural çerçevesi sağlayan, bürokratik yükü azaltan ve Avrupa Tek Pazarı içinde yenilikçi şirketlerin daha hızlı büyümesine imkân tanıyan bir paket. Ancak en az bunun kadar önemli bir diğer unsur, sermaye için derin ve likit bir piyasanın oluşturulmasıdır. Bu alandaki iddialı önerilerimizin, dönem başkanlığınız sırasında kayda değer ilerleme sağlaması gerekiyor. Rekabetçilik açısından kritik bir diğer başlık ise yüksek enerji fiyatlarıyla mücadeledir. Bu konuda birkaç kilit öneri hâlihazırda ortak yasa koyucuların gündemindedir. Dönem başkanlığınız boyunca Şebekeler Paketi ve izin süreçleri gibi konular üzerinde çalışacaksınız.

Son olarak, sadeleştirme ve yük azaltma çalışmalarımızı sürdüreceğiz. On omnibus paket yolda ve bunların dönem başkanlığınız sırasında sonuçlandırılması gerekiyor. İş dünyası bunu bekliyor; bu çalışmalar her yıl toplam 12 milyar Euro’luk bir yük azaltımı sağlayacak. Ancak belirttiğim gibi, asıl önemli olan sürecin başlatılması değil, tamamlanmasıdır.

Ancak burada bir başka boyut daha var: Avrupa’nın bağımsızlığı, güçlü ve giderek genişleyen ticaret anlaşmaları ağımızdan oldukça beslenmektedir. Bu anlaşmalar, kaynaklarımızı çeşitlendirmemize ve riskleri azaltmamıza yardımcı oluyor. Bu çerçevede, Cumartesi günü Paraguay’da tarih yazılacak. Yirmi beş yıllık müzakerelerin ardından AB–Mercosur Ortaklık Anlaşması’nı imzalayacağız. Bu anlaşma, dünyanın en büyük serbest ticaret bölgesini hayata geçirecek. Ancak hedefimiz bununla sınırlı değil. Dönem başkanlığınız sırasında Hindistan ile yürüttüğümüz müzakereleri bu ayın sonunda sonuçlandırmak için yoğun şekilde çalışıyoruz. Aynı zamanda Avustralya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Malezya gibi birçok ortakla da müzakereler devam ediyor. Bu nedenle, 12 Şubat’ta yapılacak gayri resmi Liderler toplantısını sabırsızlıkla bekliyorum. Bu buluşma, şimdiye kadar neler başardığımızı gözden geçirmek ve rekabetçilik gündemimizin hayata geçirilmesini hızlandırmak için doğru an ve doğru zemin olacak.

Üçüncü olarak, göç alanındaki ortak çalışmalarımıza odaklanmak istiyorum. Göç ve İltica Paktı’nı hayata geçirmek için el ele vermemiz gerekiyor. Önümüzdeki altı ay kritik öneme sahip. Bu süreçte Kıbrıs’ın deneyiminden yararlanabileceğimiz için memnunum. Avrupa genelinde tablo son yıllarda belirgin biçimde iyileşti. Bunun en net örneğini Kıbrıs’ta görüyoruz: 2025’te düzensiz varışlar, 2024’e kıyasla yüzde 62 azaldı. Bu, daha geniş bir eğilimin parçası. Avrupa Birliği genelinde yasa dışı sınır geçişleri 2024’te yüzde 37 düştü; geçen yıl buna yüzde 26’lık ek bir gerileme daha eklendi. Bu nedenle çalışmaları sürdürmeli, özellikle insan kaçakçılığı ağlarının dağıtılmasına odaklanmalıyız.

Son olarak — ve en az diğerleri kadar önemli bir başlık olarak —, bir sonraki uzun vadeli AB bütçesini ilerletmede kilit bir rol oynayacaksınız. Aralık ayında yapılan Avrupa Birliği Konseyi toplantısı, 2026 yılı sonuna kadar siyasi bir anlaşmaya varılması yönünde güçlü bir irade ortaya koydu. Şimdi bu ivmeyi korumamız gerekiyor. Hızlı ve kararlı hareket edersek, Avrupa’nın bağımsızlık tercihini destekleyen ve hedefleriyle uyumlu kaynaklara sahip, modern ve iddialı bir AB bütçesini hayata geçirebiliriz.

Teşekkür ederim — ve sizinle yakın bir iş birliği içinde çalışmayı sabırsızlıkla bekliyorum.



 

Detaylar

Yayın tarihi
15 Ocak 2026
Yazar
Representation in Cyprus